yereldenulusala @ gmail.com

Asr-ı Saadet’te Müşrik, Münafık ve Yahudilerin Algı Yönetimi Örneği: Bedir Savaşı

Günümüzde sosyal medya üzerinden algı operasyonlarının aynısı Asr-ı Saadet’te de defalarca uygulandı. O örneklerden bir tanesi Bedir Savaşı’nda yaşandı.

Müslümanların varlığını hazmedemeyen müşrik, münafık ve Yahudiler, Müslüman halkı demoralize edecek her türlü haberi yayıyorlardı. Bu kara Propagandalar organizeli yapılıyordu.

Bedir Savaşı sırasında Medine’de bulunan Müslüman halkı endişeye sevk etmek ve morallerini bozmak için müşrikler kara propaganda kararı aldılar. Bedir’den hızlı bir şekilde atlara binerek Medine’ye gelen müşriklerin casusları şehirde Efendimiz (s.a.v.)’in öldüğü haberini yaymaya başladılar. Böylece şehirde kargaşa, telaş ve panik havası esmeye başlamasını sağlayacaklardı. Bu durum aynı zamanda Bedir’deki İslam ordusunu da olumsuz etkileyecekti. Müşriklerin propagandacıları şehrin her tarafına hem Efendimizi (s.a.v.) hem de kendisiyle birlikte olanları kılıçtan geçirip öldürdükleri haberini yaymaya başladılar. Yani müşrikler günümüz tabiriyle twit atmaya başlamış ve hashtag açmışlardı. Oluşturdukları kamuoyuyla birlikte birçok Müslüman bu durumdan etkilenmeye başlamıştı bile. “Hz.Resulullah öldümü şimdi? Falanca da öldü mü? O da mı öldü?” gibi kara düşünceler Müslüman halkı perişan etmişti.

Öyle ki; Hz.Peygamber Bedir’de zafer elde etmiş ve şehre bu müjdeyi vermek için Abdullah b. Revaha ile Zeyd b. Harise’yi haberci olarak göndermişti. Hz.Zeyd, Medine’ye Peygamber efendimizin kasva adındaki devesiyle gelmişti. Müşriklerin o günkü sosyal medya ekibi bu durumu çarpıtarak “Şayet Muhammed ölmemiş olsaydı onun devesinin Zeyd’de ne işi vardı?” diyerek kara propagandalarını sürdürdüler.

Sosyal medyanında yaygın olarak kullanılarak sürdürülen algı operasyonları meselesi sadece günümüze ait bir mesele olmadı. Bedir Savaşı ve Hz.İsa dönemiyle ilgili vermiş olduğumuz 2 örnek binlercesinden sadece iki tanesidir. “Twitleri ikiye katlayın” diyen günümüzün haşhaşisinin sözü boşuna değildi.

Propaganda ve algı yönetimi ciddi bir güç olarak Filistin meselesinde de uygulandı. Filistinlilerin topraklarını sattığı yalanı bu örneklerden biridir. İmkânı olup defalarca Hacca veya Umre’ye giden hacımızın Kudüs’e gitmeyi hiç düşünmemesi bu algı operasyonlarının sonucudur.